Akatizi, bazı ruh sağlığı ilaçlarının kullanımı sırasında ortaya çıkabilen, içte yoğun bir huzursuzluk hissi ve yerinde duramama ihtiyacıyla seyreden bir yan etkidir. Özellikle aripiprazol gibi ilaçların başlangıcında ya da dozu değiştirildiğinde görülebilir. Belirtiler haftalar içinde hafiflemek yerine artıyor, geceleri uykuyu bölüyor ve günlük işleri sürdürmeyi zorlaştırıyorsa durum "beklenen hafif yan etki" olarak görülmemelidir; ilacı yazan hekimle vakit kaybetmeden görüşmek gerekir.
Akatizi nedir?
Akatizi, kelime anlamı olarak "oturamama" demektir. Kişi hem zihinsel hem bedensel bir huzursuzluk yaşar. Bu huzursuzluk çoğu zaman sıradan bir sinirlilik ya da kaygıdan farklıdır; içeriden gelen, bastırılamayan bir kıpırdanma isteği gibi tarif edilir. Kişi oturduğunda ayağa kalkmak, ayaktayken yürümek, uzanırken yan değiştirmek ister. Bacakları sürekli sallamak, ağırlığı bir ayaktan diğerine vermek, odada dolanmak sık görülen davranışlardır.
Akatizi bir hastalık değil, ilaçla ilişkili bir hareket bozukluğu türüdür. Beyindeki dopamin dengesini etkileyen ilaçlarla ilişkilendirilmiştir. Bu nedenle antipsikotik grubu ilaçlarda, bazen de bazı antidepresanlarda görülebilir. Kişinin yaşadığı sıkıntının "psikolojik" bir zayıflık olmadığını bilmesi önemlidir; bu belirti ilacın beyin üzerindeki etkisinin bir sonucu olabilir.
Hangi belirtiler akatiziyi düşündürür?
- Oturmakta, yatmakta ya da sakin kalmakta belirgin zorlanma
- İçte tarif edilmesi güç bir sıkıntı ve gerginlik hissi
- Bacaklarda huzursuzluk, sürekli yer değiştirme ihtiyacı
- Uykuya dalmada güçlük veya gece birkaç kez uyanma
- Konsantrasyon bozukluğu, günlük işlerde verimin düşmesi
- Sinirlilik, tahammülsüzlük ve ruh halinde kötüleşme
Bu belirtiler anksiyete, depresyonun kötüleşmesi veya ajitasyon ile karışabilir. Ayırt etmek, ilacın başlanma zamanı ile belirtilerin ortaya çıkış zamanı arasındaki ilişkiye bakılarak ve hekim değerlendirmesiyle mümkündür.
Aripiprazol ile neden görülebilir?
Aripiprazol, dopamin sistemi üzerinde kısmi etki gösteren bir ilaçtır. Birçok kişide iyi tolere edilse de ilk haftalarda iç huzursuzluk, akatizi, uykusuzluk ve mide bulantısı gibi yan etkiler bildirilebilir. Bu yan etkilerin bir kısmı doz ayarlandıkça veya vücut ilaca uyum sağladıkça azalır. Ancak her kişide aynı seyri izlemez.
Akatizinin bir süre sonra azalıp ardından iç sıkıntının yeniden ve daha belirgin biçimde artması, hekimin yakından izlemesi gereken bir tablodur. Çünkü bu durumda yalnızca ilacın başlangıç etkisi değil, doz, eş zamanlı kullanılan diğer ilaçlar ve altta yatan ruhsal durum birlikte değerlendirilmelidir.
Eş zamanlı ilaç değişikliği neden önemlidir?
Aynı dönemde birden fazla ilacın başlanması ya da dozunun artırılması, hangi ilacın hangi belirtiyi yaptığını anlamayı güçleştirir. Bazı antidepresanlar, özellikle fluoksetin gibi etken maddeler, karaciğerdeki ilaç yıkım yollarını etkileyerek diğer ilaçların kan düzeyini yükseltebilir. Bu durumda aripiprazol gibi bir ilacın vücuttaki etkisi beklenenden güçlü olabilir ve yan etkiler belirginleşebilir.
Ayrıca antidepresanların kendisi de bazı kişilerde başlangıçta veya doz artışında iç huzursuzluk ve uykusuzluk yapabilir. Yani huzursuzluğun kaynağı tek bir ilaç olmayabilir; iki ilacın birlikte etkisi olabilir. Bu ayrımı yapabilmek ve doğru adımı seçmek (bir ilacın dozunu düşürmek, zamanlamayı değiştirmek, farklı bir seçeneğe geçmek ya da ek bir koruyucu tedavi eklemek) yalnızca tedaviyi yöneten hekimin kararıdır.
Hangi durumda beklemek, hangi durumda hızlı başvurmak gerekir?
Hafif, ilk günlerde ortaya çıkan ve giderek azalan bir huzursuzluk çoğu zaman takip edilerek izlenebilir. Ancak aşağıdaki durumlarda tedaviyi yazan hekime kısa süre içinde ulaşmak gerekir:
- Huzursuzluk haftalar geçmesine rağmen sürüyorsa veya artıyorsa
- Belirtiler şiddetli düzeyde ve günlük yaşamı belirgin biçimde kısıtlıyorsa
- Uyku düzeni bozulmuş, gece defalarca uyanılıyorsa
- Halsizlik, titreme, kas sertliği, yüksek ateş, aşırı terleme veya çarpıntı gibi ek belirtiler eklenmişse
- Kişi kendine zarar verme düşüncesi, umutsuzluk ya da dayanılmaz bir sıkıntı hissediyorsa
Kendine zarar verme düşünceleri varsa beklemeden en yakın acil servise veya psikiyatri kliniğine başvurulmalıdır. Akatizi, bazı kişilerde bu tür düşüncelerin artmasıyla ilişkilendirildiği için ciddiye alınmalıdır.
İlacı kendi başıma bırakmalı ya da dozunu değiştirmeli miyim?
Hayır. Reçete edilen bir ruh sağlığı ilacının kişi tarafından aniden bırakılması veya dozunun kendi kararıyla değiştirilmesi, yoksunluk belirtilerine, hastalığın nüksetmesine ve yan etkilerin daha da kötüleşmesine yol açabilir. Hekimlerin ilacı azaltma, kesme veya değiştirme gibi seçenekleri kademeli ve kontrollü biçimde uygulamasının nedeni budur.
Hekime ulaşmak birkaç gün sürecekse bile mümkün olan en kısa sürede randevu talep etmek, kliniği arayıp belirtileri bir görevliye iletmek ya da acil bir durum varsa nöbetçi hekime başvurmak doğru yoldur. "Fırsat bulamadım" diyerek beklemek, belirtilerin ağırlaşmasına neden olabilir.
Hekime giderken neleri not almak faydalı olur?
Görüşmeyi verimli kılmak için şunları önceden not etmek yardımcı olur:
- Her ilacın adı, dozu ve başlama ya da doz değiştirme tarihleri
- Huzursuzluğun ne zaman başladığı, günün hangi saatlerinde arttığı
- Uyku düzeni ve gece uyanma sıklığı
- Düzenli kullanılan vitamin, takviye ve diğer ilaçlar
- Daha önce benzer bir yan etki yaşanıp yaşanmadığı
- Sigara, alkol ve kafein kullanımı
Sigara ve kafein kullanımı da bazı ilaçların etkisini ve huzursuzluk hissini etkileyebildiği için hekime söylenmelidir.
Tedavide hangi yaklaşımlar gündeme gelebilir?
Akatizi için tek bir doğru yöntem yoktur; seçim kişinin durumuna göre yapılır. Hekimler genellikle şu seçenekleri değerlendirir:
- Şüphelenilen ilacın dozunun azaltılması
- İlaç kullanım zamanlamasının değiştirilmesi
- Eş zamanlı kullanılan ilaçlar arasındaki etkileşimin gözden geçirilmesi
- Gerekirse farklı bir ilaca geçilmesi
- Akatiziyi hafifletmeye yönelik destekleyici bir ilacın eklenmesi
Bu seçeneklerin hepsinin yarar ve riskleri vardır. Hangisinin uygun olduğuna yalnızca kişiyi muayene eden ve tüm ilaç öyküsünü bilen hekim karar verebilir. Bu yazıdaki bilgiler genel bilgilendirme amaçlıdır ve kişisel tedavi önerisi yerine geçmez.
Yaşam düzeni açısından neler yapılabilir?
Hekimle görüşme gerçekleşene kadar aşağıdaki genel önlemler rahatlama sağlayabilir, ancak ilaç tedavisinin yerine geçmez:
- Uyku saatlerini mümkün olduğunca düzenli tutmak
- Akşam saatlerinde kafein ve enerji içeceklerinden kaçınmak
- Hafif yürüyüş gibi düşük tempolu hareketlerle gerginliği yönetmek
- Derin nefes ve gevşeme egzersizlerini denemek
- Yakınlarla belirtileri paylaşıp destek istemek
Hareketsiz yaşam, kilo artışı ve sigara gibi etkenler genel ruh halini ve ilaç yanıtını etkileyebildiği için uzun vadede hekimle birlikte yaşam tarzı hedefleri belirlemek faydalı olur.
Sonuç: Belirtileri küçümsemeyin
İlaç başlangıcında görülen iç huzursuzluk ve akatizi tanınabilir ve yönetilebilir bir durumdur; yaşayan kişi bunda yalnız değildir. Ancak haftalar sonra bile devam eden, giderek artan, uykuyu ve günlük işleri ciddi biçimde bozan bir huzursuzluk için "geçer" diye beklemek doğru değildir. İlaçları kendi başınıza bırakmadan, belirtilerinizi ve ilaç kullanım zamanlamanızı anlatarak ilacı yazan hekimle en kısa sürede görüşmek en güvenli adımdır. Şiddetli sıkıntı, umutsuzluk ya da kendine zarar verme düşüncesi varsa acil başvuru yapılmalıdır.